Oruc Keffareti
Muhterem Hocam; 2005 yılı Ramazan ayında hamile olduğum için oruç tutamadım. 2006 yılı Ramazan ayında emzirdiğim için yarısını tutabildim. Bu yıl tekrar hamile olduğum için yine oruç tutamıyorum. Tutamadığım bu oruçlar için sadece kaza orucu tutmam mı gerekir? Yoksa hem kefaretini ödeyip hem kazasını mı tutmalıyım? Kefaret ödemem gerekiyorsa nasıl ödemeliyim?

Aziz talib-i ilim,

1. Oruç keffareti konusunda üç görüş vardır:

a) İmam Ebu Hanife ve İmam Malik'in başını çektiği görüş: Ramazan'da kasten yiyip içene, ihlal ettiği gün artı 60 gün keffaret orucu tutmayı yükler. Bu iki imam içtihadlarına delil olarak Ebu Hüreyre'den nakledilen bir hadisi getirirler (Buhari Savm 30, Hibe 13, Keffarat 2–4; Müslim, Sıyam 81, h.n. 154).

b) İmam Şafii ve İbn Hanbelî’n görüşleri: Ramazan'da kasten yiyip içene keffaret gerekmez, sadece cinsel münasebetle orucu bozana gerekir. Delilleri yukarıdaki hadistir.

c) Bu hadisin zıhar keffaretiyle ilgili olduğu görüşü ki. Bu durumda her ikisi için de keffaret gerekmez. Nasıl ki bir mümin namazı kasten terk ettiğinde keffaret gerekmeyip kaza ediyorsa, o da kaza eder. Tabi ki tevbe de eder. Zira kasten farzı terk etmek haramdır ve günahtır. Bu çağımız müçtehidlerinden Tabiin âlimlerinden bir bölüm ve çağımız müçtehidlerinden Musa Carullah'ın ve ona katılanların görüşüdür. 

DELİLİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Bu hadisi İmam Ahmed, Buharı, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesei, İbn Mace rivayet etmişlerdir. Sahihtir. Fakat hadis Ramazan'da kestin cinsel münasebetle orucunu bozan bir sahabiden söz etmektedir. Yeme içmeden değil. Hadise göre bunun keffareti de:

1) Bir köle azad etmek,

2).Ona gücü yetmezse iki ay aralıksız oruç tutmak,

3) Ona da gücü yetmezse altmış yoksulu doyurmaktır.

 

İÇTİHADIN USUL AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ: Bu ictihad bizzat Hanefi ve maliki usullerine göre problemlidir. Zira bu mezheplerde keffaret ve hudud alanlarında kıyasla hükmü genişletmek caiz değildir. Ama burada hüküm kıyasla genişletilmiş, cinsel münasebetle ilgili bir yasağa kasten yeme içme de dâhil edilmiştir.

 

DELİLİN KUR'AN'A ARZI: Bu hadisi Kur'an'a arz ettiğimizde, ilişki kurabileceğimiz Mücadile suresinin 2–4. ayetleri olduğunu görürüz. Hadisteki keffaret kısmı aynen bu ayetlerde de yer alır. Fakat bu ayetler doğrudan kasten orucu bozmayla ilgili değil Zıhar yapan bir adamın (karısını "sen bana anam gibisin" diyerek boşayan) bu yemininden dönüş keffaretidir. Biz hadisin zıharla ilgisi olup olmayacağını araştırırken, aynı hadisin Ahmed b. Hanbelî’n naklettiği versiyonunda olayın arka planını da bulmaktayız. Sebeb-i vüruduyla nakledilen hadisten öğreniyoruz ki, aslında bu hadis zıhar yapan Seleme b. Sahrul-Ensari ile ilgilidir.

NETİCE: Delilin değerlendirilmesi neticesinde üçüncü görüş isabetli görünmektedir. Zira delil bunu desteklemektedir.

 

SİZE GELİNCE

Sizin durumunuz bunların hiçbiriyle alakalı değildir. Zira siz mazeretlisiniz. Hamileliğiniz ve loğusalığınız süresince tutamadığınız oruçları GÜNÜNE GÜN KAZA EDERSİNİZ.

Peki, ilave bir yükümlülük de var mı?

Bakara suresinin ve 'alellezine yutikunehu ibaresinin anlamı bir türlü doğru verilememiştir. Bu ayetin bu ibaresi bu fakiri de çok yormuştur. Sonunda yutikunehu'daki zamirin hemen öncesine gittiğine gönlüm kesin olarak yatışmıştır. Bu durumda mana "(Kazaya kalmış oruçlarını) tutmaya gücü yetenlere de fidye vermeleri gerekir". Bu durumda siz keffaret değil ama, eğer gücünüz yetiyorsa kaza artı fidye ödemeniz, yani her günlük kazanız için bir fakiri doyurmanız veya bir fıtır sadakası vermeniz gerekir.

Vallahu a'lem bissavab. Ve iluyhi'l-merciu ve'l-me'ab.

Yorumlar
Henüz Yorum Yapılmamış