Aleyküm selam Aziz Kardeşim,
Doğrusu, konuyu can damarından yakalamışsınız. Şu son cümleleriniz, işte o damara işaret eder, "Topluma dayatılan kurgu kültür gerçekliği olmayan bir inanç biçimidir. Bence yapılması gereken de 80 yıldır Müslümanlara yutturulmaya çalışılan bu kurgunun nasıl oluşturulduğunu ortaya çıkarmaktır ve dönülmesi gereken özü göstermektir". Tebrik ve dua ediyor, başarılar diliyorum.
1. Esasen, şöyle bir sual daha doğru gibime geliyor: Böyle bir konuyu bir tek disiplin içine hapsetmek doğru olur mu? Sosyoloji? Antropoloji? Sosyal psikoloji? Siyaset? Teoloji? Bizce hayır. Hepsi ve hiçbiri seçenekleri de işaretlenebilir kolaylıkla. Bu sizi ve araştırmanızı tehdit eder. Zihninize duvarlar örer. Kaldı ki, bu disiplinler masum değildir. Bunlar olumsuz yanları. Bir de olumlu yanı var: Anlamak, takdir etmek yani sınırlamaktır. İçtimaî olaylar takdir edersiniz ki, tek disipline irca edilemez, tıpkı tek sebebe irca edilemeyeceği gibi. Bizce en iyisi: Bir aslî disiplini merkez olarak seçip (sosyoloji olabilir) diğerlerini de gören bir şekilde daire çizilmelidir.
2. İlgili makale/makaleler kitaplarımdan birinin içinde yer almıştır. Söz konusu makalelere sitemden de bakabilirsiniz. Gökalp’ın "Kürt Lügati ve Kürtçülüğün Esasları" adlı eserinin Sinop Rıza Nur kütüphanesinde kayıtlı olduğunu, onun üzerinde araştırma yapmış bir büyüğümden öğrenmiştim. Bu, Ziya Gökalp’ın el yazısıyla yazılmış orijinal nüshaydı. Dostlarımdan rica ettim ve hatırlı bir dostum kütüphaneye başvuruda bulundu. Sonuç küçük dilimi yutturacak kadar şaşırtıcıydı; kitap envanterde kayıtlıyken birden bire ortadan kaybolmuştur. Asıl bizi şaşırtan olay kitabın kütüphaneden alındığı tarihti: 12 EYLÜL 1980. Oraya bir not düşülmüştü: Ankara'dan talep edildi. Bu çok ilginç bir olaydır ve genç araştırmacılar meselenin üzerine gitmelidir.
3. Ziya Gökalp’ın kendi değerlerine oryantalist olduğu doğru bir tespit. Ancak bir Batılı'nın oryantalizmi anlaşılabilir ve açıklanabilir bir şey. Fakat bir Doğulu’nun oryantalizmi sadece "kültürel devşirmelikle" açıklanabilir. Gökalp bir kültür taşeronudur. Özgün bir mütefekkir değildir. Türkleşmek-Muasırlaşmak-Âyetlaşmak tezi, sosyolojik temellerden ve fikri tutarlılıktan yoksundur. Sümmettedarik ve içi boş bir tezdir. Âyetlaşmak en ihmal edilebilir (adominant) öğe olarak sonda gelmiştir. Yusuf Akçuraoğlu'nun üç tarzı siyaseti çok daha ciddi ve doludur. Gökalp, bu teziyle, yeni kurulan rejimin ideologluğu için aday yarışmasına girdiğini zımnen beyan etmiştir. Bizce "kim daha fazlasını verecek" yarışında ondan daha fazla verecek kadar kendinden geçenler de çıktığı için elenmiş ve verilenle yetinmek zorunda kalmıştır. Fena halde müstağriptir.
Kesinlikle doğru yerden başlamışsınız. Devam edin. Allah kolaylık versin.