Enfal Suresi 62 ve 65. Ayetlerle İlgili Bir Rica

Enfal Suresi 62 ve 65. Ayetlerle İlgili Bir Rica

Öncelikle selam ve dua ile hocam, a) Enfal suresi 65.ayette rabbimiz ....eğer sizden dirençli yirmi kişi olursa bunlar iki yüz kişiye gücü yeter derken....66.ayette Allah yükünüzü hafifletti diyerek dirençli yüz kişi iki yüz kişiye karşı yeter...diyor.. Yani anlamadığım konu hem yükünü hafiflettik diyor hem de sayıyı düşürüyor...Daha fazla olması gerekmezmiydi..Bir önceki ayette 20 kişi iki yüz kişiye gücü yeterken bir sonraki ayette neden iki yüz kişiye çıkartıyor... b) Bir diğer konumuz ise .Peygambere esir almak yaraşmaz derken...Yani , esir almada öldür manası mı çıkıyor..Yoksa para, mal, dünyalık için esir almaya kalkışmayın savaşın gereği neyse onu yapın mı anlayacağız.. Saygılarımla

Aziz mü'min, Enfal 65'te bire on oranı varken, 66'da bire iki oranı var. Bir kişinin on kişinin hakkından gelmesini istemek ağırdır, bir kişinin iki kişinin hakkından gelmesini istemek ise çok çok hafiftir. Yükün hafiflemesi budur.

2. sorunuzun cevabı Muhammed suresinin 4. ayetidir. 

"ARTIK inkârda direnip (onu dayatanlarla)savaşta karşılaştığınızda, hemen boyunlarına vurun! Nihayet kızışmış bir savaşın sonuna dayandığı nızda durmayın, (kalanların) ipini sıkı bağlayın"

 

Fakat daha sonra ya bir lütuf olarak karşılıksız, ya da bir fidye karşılığı serbest bırakın ki, savaş tüm ağır sonuçlarıyla ortadan kalksın: böyle yapın! Ve eğer Allah isteseydi, onların hakkından bizzat gelirdi; fakat bunu (yapmadı) ki, sizi birbirinizle sınayabilsin. Allah yolunda öldürülenlere gelince: Evet (Allah) onların yaptıklarını asla zayi etmeyecektir (Muhammed 4)

 

 

Dipnot: İslâm’da savaş esirleri konusundaki çerçeveyi bu âyet çizmektedir. Âyet açıkça esir almayı, fakat alınan esirleri köleleştirmek yerine bedelli-bedelsiz bırakmayı emretmektedir. Âyette ve immâ istirkâkan/esran diye üçüncü bir şık bulunmamaktadır. Hz. Peygamber savaş esirlerini köleleştirmemiştir. Ya Bedir esirlerinde olduğu gibi fidye karşılığında, ya da 100 ailelik Beni Mustalık esirleri ve 600 kişilik Hevazin esirlerinde olduğu gibi karşılıksız serbest bırakmıştır. Çok ender olarak da koruyucu aile yanında muhafaza edil melerine izin vermiştir (mâ meleket eymânukum için bkz: 4:24). Nüzul ortamında köle kaynakları dörttü:

1) Haramilik yoluyla hürleri köleleştirmek. 2) Faiz borcu gibi maddî gerekçelerle borçluyu köleleştirmek.

3) Savaşlar.

4) Köle ailelerin miras ya da satın alma yoluyla ele geçen çocukları. Vahiy ilk ikisini yasakladı. Üçüncü kalemi bu ve benzeri âyetlerle geçersizleştirdi. Dördüncü kalemi ise azat etme yoluyla eritti.

 

Kur’an, mevcut köle stokunu eritmek için şu üç hususta köle azadını emretti: Bozulan yeminlerde (5:89), hata ile öldürmede (4:92), zıhar yemininde (58:4). Ayrıca zekâttan köle azadı için pay ayrılmasını (9:60), azatlık sözleşmesi yapılmasını (24:33), evlilik yoluyla köle/cariye kadınların özgürlüğüne kavuşturulma-

sını (24:32) özendirdi. Bir boynu kölelikten kurtarma çabası içinde olmayanı vahiy daha ilk yıllarda kınadı (90:11:12). Bu tedbirler bir iki nesil içerisinde köleliğin tamamen ortadan kaldırılmasını sağlayabilirdi. Buna ağmen müslümanlar yüzyıllar boyunca köle sahibi olmaya devam ettiler. Bu durumun tarihî, sosyal, ekonomik izahları yapılabilir; fakat Kur’anî ve insânî izahı asla yapılamaz. Bu konuda köle sahiplerine getirilmiş bir dizi ahlâkî yükümlülük Ahmet Cevdet Paşa’ya “İslâm’da köle sahibi olmak, aslında köle olmaktır” dedirtse de, bu, müslümanların vahyin hedefini ıskalamasını açıklamaz.

 

vesselam