18 Şaban 1431 | 30 Temmuz 2010

Kişi dünyada ruhu için hangi gıdayı hazırladıysa
ahirette onu bulacaktır.

» Anasayfa

» Biyografi

» Videolar

» Bize Ulaşın

» Sık Kullanılanlara Ekle

» Giriş Sayfam Yap

» Ziyaretci Defteri

Kategoriler

Kur'an ve Tefsir
Akaid ve Kelâm
Fıkıh ve İlmihal
Hadis ve Sünnet
Güncel
Siyer
Muhtelif
Kur’an’da ki Peygamberler
Beşeri Bilimler
Şiir
Sesli ve Görüntülü Eserleri
Basılmış Eserler
Okuma Sırasına Göre Kitaplar

Üyelik

Kull. Adı

Şifre:

 

Kayıt Ol - Şifremi Unuttum

En Çok Okunanlar

Müstehcen resimler ve görüntüler
Soru: Hocam, internetteki müstehcen site ve resimlerden kaç kez uzak durmaya çalıştım. Her seferinde söz verdim. O tür kadınları dışarda görsem tiksin

Bayanlara Özel Site

Kadın Erkek İlişkisi

İlim İçin Baş Açmak

Perukla Çalışmak

Ahmed İslamoğlu Hocaefendi İle Röportaj

Sormazsam Ölürüm

Sol elle yemek

Başörtümü mü? İş mi?

Allah Bizi Yaratırken Fikrimizi Neden Sormadı?

Cennet ve Cehennemin Ebediyeti

Yorumlananlar

Cennet ve Cehennemin Ebediyeti
Selamunaleykum değerli hocam, Allah’ın selamı sizin ve bu hayatı örnek olarak yaşayan, geçmişten bug

Müstehcen resimler ve görüntüler

Perukla Çalışmak

Allah Bizi Yaratırken Fikrimizi Neden Sormadı?

İlim İçin Baş Açmak

Adetlinin Orucu

İbn-i Teymiyye

Ahmed İslamoğlu Hocaefendi İle Röportaj

Başörtümü mü? İş mi?

Bayanlara Özel Site

Meâl Hakkında Birkaç Sual

 
 
.: Yazarlar :.

 
Kur’an’dan ‘söz söyleme’ sanatı üzerine dersler
03/09/2005

Mustafa İslamoğlu

Önce Yunus konuşsun:

Söz ola kese savaşı
Söz ola kestire başı
Söz ola ağulu aşı
Bal ile yağ ide bir söz

Bizim medeniyetimiz sözün sultan olduğu bir medeniyetti. Çünkü bu medeniyetin anası sözlerin sultanı olan vahiydi.

Vahiy medeniyetinde söz üstündü, söz yüceydi, söz hatırlıydı. Onun için de yerine göre “savaş kesiyor” yerine göre “ağulu/zehirli aşı bal ile yağ ediyordu.”

Vahiy medeniyetini ete kemiğe büründüren ve kalbi sözlerin sultanına iniş üssü olan Hz. Peygamber söze o kadar değer veriyordu ki, ona konuşacak sözü olan herkesi sonuna kadar dinlediği için düşmanları hakaret kastıyla “kulak” lakabını takıyorlardı.

Vahiy medeniyetine ihanet edip onun yerine “çağdaş uygarlık”ı ithal eden zihniyet sözden anlamaz, söz dinlemez, sözün en yücesini ve En Yüce Olanın sözünü kulak ardı eden bir zihniyetti. Çünkü kaba kuvveti yüceltmiş, gücü kutsamıştı. Bu yüzden de kâh gücünün önünde baş eğdiriyor kâh gücün önünde baş eğiyordu. Fakat söz dinlemiyor, sözden anlamıyor, söz tutmuyordu.

Sözden anlamayan güç sahipleri, yönettikleri kitlelerin de ahlakını ve asabını bozdular. Sözün para etmediğini, değer verilmediğini görenler “sözlerini yükseltmek” yerine “seslerini yükselttiler.”

Öyle ya, yüksek sözleri umursamayan kulaklara yüksek sesler gerekiyordu.

Onlar sözü değil, gücü yüceltedursunlar. Biz sözlerin sultanı olan Kur’an vahyinin, muhatabı olan insanoğluna sözü yüceltmenin yollarını nasıl öğrettiğine bir bakalım.

Kur’an söz hakkında, farklı vesileler ve farklı bağlamlarda beş ayrı talimatta bulunur:

1 “Sözün doğrusunu söyleyiniz!” (Nisa 9)
2 “Sözü gönül alıcı bir biçimde güzelce söyleyiniz!” (İsra 23)
3 “Sözü muhataplarınıza akla ve sağduyuya uygun ve ortamı gözeterek söyleyiniz!” (Nisa 8)
4 “Sözü kolay anlaşılır bir biçimde söyleyiniz!” (İsra 28)
5 “Onlara kendileri hakkında konuşurken seviyeli, açık ve net söyle!” (Nisa 63)

Söz söyleme sanatına ilişkin Kur’an’da yer alan bu beş talimattan birincisi “sözün mahiyetiyle” ilgilidir. Öncelikle söz doğru-dürüst (sedîd) olmalıdır. Özünde doğruluk ve hakikat içermeyen bir söz ne kadar tumturaklı, ne kadar edebi, ne kadar belagatli olursa olsun sonuçta o “boş laf”tır. Bu yüzden doğruluk, sözün mahiyetine ilişkin vazgeçilmez bir unsurdur.

İkincisi “sözün muhatabıyla” ilgilidir. Söz söylerken muhatabın duygularını gözetmeyi emreden bu âyet, sözün “gönül okşayıcı, hatır alıcı” (kerîm) bir biçimde söylenmesini muhtevayı tamamlayan bir unsur olarak sunmaktadır. Çünkü muhtevası doğru olan nice söz vardır ki, sırf söyleyiş üslubunun çirkinliği yüzünden alıcısına ulaşmamış, ziyan olmuştur. Doğru sözü “üzüm yemek” için değil de “bağcıyı dövmek” için kullananlar, hem söze hem muhataba zulmetmiş olurlar.

Üçüncüsü, söz söylerken hem muhatabın aklını, hem de ortamını gözetmeyi amir bir talimattır. Sözü “ma’rûf” bir biçimde söylemek, hem muhatabın aklına hitab etmek (makul olan), hem de çevresini, ortamını, örfünü ve âdetini dikkate almak (maruf olan) anlamına gelir.

Dördüncü ve beşinci talimatlar sözün biçimiyle ilgilidir. Sözün biçimi, sözün taşındığı kap, yani pakettir. Bu, değerli bir metaı çok kötü ve pespaye bir pakette sunmaya benzer. Sözün doğru ve güzel olması yetmez, onu doğru ve güzel bir biçimde sunmak da şarttır.


3683

 

 

YORUMLAR

YAZARIN DİĞER YAZILARI


 
 

Makaleler

Ömrü Ramazan olanın ahireti bayram olur

Kur'an

İlim ve Bilim

İrfan ve Şuur

İnsan ve Toplum

İbadet

Eğitim ve Öğretim

Gazete Gündem

Güncel

Siyaset

Tarih

Haftanın Makalesi

Meal Hakkında

Kurani Hayat Makaleleri

Söyleşiler - Soruşturmalar

Sizden Gelenler

English Translations

Deutsche Übersetzungen

Arabic

Yeni Şafak Makaleleri

2001- Makaleleri

2000- Makaleleri

Medyalar

Arama

 

Etkinlik Takvimi

Son Eklenenler Soru ve Cevaplar

Evrenin Yaratılışı, Sınav Günü ve Sembolik Anlatım

Askerde Namaz

Nüzul Sırasına Göre Hayat Kitabı Kur'an

Hayat Kitabı Kur'an

Özlü Sözler

Tavsiyeler I

Tavsiyeler II

Adayış Risalesi

Yürek Devleti

Yürek Fethi

Son Eklenenler Makaleler

"Zugrunde gehen sollen seine Hände, und zugrunde gehen soll er selbst!"

Understand the Hajj

Recep ve Şaban kokularını Ramazan’dan aldılar

Recep ve Şaban kokularını Ramazan’dan aldılar

Was ist das Problem in der klassischen Methodik des Arabischlernens? (2)

Gazze'de insan kanı sudan ucuz mu?

Hangi fetih?

Was ist das Problem in der klassischen Methodik des Arabischlernens? (1)

Anhang zum Aufruf zum Tartil-orientierten Qur'an-Studium

Efendim

Linkler

 

Copyright © 2008 MUSTAFA İSLAMOĞLU
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz
Yazılım: networkbil

Evden Eve Nakliyat