Lâiklik yolsuzluğun kaynağı olur mu?
03/09/2005

Bir kuruluş, kamuoyu yoklaması yaptırıyor. Bu yoklamaya katılanların çoğu “Din önderleri karşı çıkarsa yolsuzluk biter” diyorlar. TBMM Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu teşhisi şöyle koyuyor:

“Yolsuzluk dini olmaktan daha çok laik ahlâkla ilişkili bir sorun olarak görülmektedir.”

Bu teşhisi yapanlara, hepimizin öncelikle bir teşekkür borcu var. Bir, doğru teşhis koydukları için. İki, fincancı katırlarına rağmen doğruyu söyleme cesareti gösterdikleri için.

Nitekim, sadece fincancının katırlarını ürkütmedi bu isabetli teşhis, aynı zamanda finolarının ağzını açtırdı. “Skandal” manşetleri, bunun işareti.

Gerçek skandal, laikliğin bu ülke insanının ahlâkının altını oyduğunu fark edememektir.

Laiklik sadece bu ülkede insanın kutsalla ilişkisini kopartıp onu bir dik sürüngen haline getirmiyor. Tüm dünyada böyle bu. Bizde yaşanan ise katmerlisi.
Bu gerçeğin farkına Katolik dünyasının ruhani lideri Papa bile varmış durumda. Geçenlerde Papa, tüm inananları laikliğe karşı mücadeleye çağıran bir bildiri yayınladı.

Bu çağrıyı tüm Müslümanlar bir “Hilfu’l-Fudul” çağrısı olarak görmelidirler. Hıristiyan dünyasıyla Müslüman dünya, laisizmin “küresel değersizleştirme” hedefine karşı, birlikte hareket etmelidirler. Papa’nın farkına vardığı bu gerçeğin farkına varmayan bizdeki laiklik simsarları, “skandal” manşetleriyle ne yapmak istiyorlar?

Birinci ihtimal, bu tuzu kuru kesimlerin laikliğin yeşerttiği ahlâk boşluğundan nemalanmalarıdır. Onlar bu ahlâksızlığın ekmeğini yiyorlar. Ahlâksızlığı ekomonik ranta çeviriyorlar. Ülkeyi soyuyorlar. Kadınları soyuyorlar. Ahlâkı soyuyorlar.
Geçenlerde Can Dürdar refikimiz “Lolita Cumhuriyeti”nden söz ediyordu.

“Çağdaş” aileler 12-14 yaşındaki kızlarını “manken” yapmak için kuyruğa giriyorlardı. Fuhuş yaşı 12’lere düşmüştü. Soygun ve vurgunda suçüstü yakalananlar hemen kendilerinin ne kadar çağdaş, laik ve Atatürkçü olduklarını hatırlatır mesajlar veriyorlardı.

Sorunun kaynağını anlamayanlar, bu durum karşısında şaşırıp kalıyorlardı.

Hastalığı doğru teşhis etmek lazım. Hastalığın temelinde “laikliğin” dinin yerine ikame edilmek istenmesi gelir.

Evet, bu ülkede laiklik din yerine ikame edilmekistenmiştir. Üstelik bu devlet politikası olarak benimsenmiştir. Fakat laikliğin bir “ahlâkı” olamayacağı göz ardı edilmiştir.

“Laik ahlâk”, tabii ki olmaz. Çünkü ahlâk yaptırım gücünü vicdandan alır. Vicdana yaptırım gücü sağlayan “iman”dır. İmansa, ancak bir din tarafından inşa edilir. Dolayısıyla insanda vicdanı ancak din tesis eder. Seküler ideolojiler insanda bir vicdan inşa edemezler.

Yani kendini laik olarak tanımlayan biri ahlâklı olmak zorunda değildir. Olmazsa laikliğine zerrece halel gelmez. Fakat bir Müslüman ahlâki davranmak zorundadır. Ahlâksız davranan Müslüman yok mudur? Elbette vardır. Fakat o, kendi inancı nazarında suçludur, günahkardır. Yaptığı her ahlâksızlık, onun imanına halel getirir. Onun için tevbe ile yükümlüdür. Her günahın ahirette yaptırımı olduğuna iman etmiştir.

Fakat laikliğin tevbe müessesesi yoktur. Dua müessesesi yoktur. Ahiret inancı ve kaygısı yoktur. Hesap Günü inancı yoktur.

İşte bazılarının anlamadığı nokta burasıdır. Laik akıl tıpkı Cahiliyyenin müşrik aklı gibi ölçüp biçiyor. Fakat yanlış ölçüp biçiyor. Tek dünyalı düşünüyor.

Dolayısıyla mensuplarının ahlâk zeminini yok ediyor. Alkolün, faizin ve çıplaklığın laik ideolojinin bu ülkedeki üç kutsalı oluşu tesadüf müdür sanıyorsunuz? Bu ülkenin geldiği yeri “Lolita Cumhuriyeti” adıyla teşhis edenler, buralara nerelerden geldik onu da söylemelidirler.

Son sözü Kur’an söylesin:

“Bu sonuç yaptıklarınızın eseridir; değilse Allah’ın kullarına zulmetme ihtimalı asla yoktur.” (Enfal, 51)